5
Mart

Windows 8 kafa karıştırdı!

Yazan: adminYazar bilgileri  |  Kategori: Teknoloji  |  Okunma: 124 views Yazıları küçült Yazı boyutu Yazıları BÜYÜT

Windows 8 kafa karıştırdı!

Windows 8 Tüketici Önizleme sürümünden alınan bu görüntü, yeni Windows hakkında kafaları karıştırdı!

Daha önce, sızan HP belgelerinde Windows 8′in kaç farklı sürümde piyasaya sürülebileceği hakkında bilgiler olabileceğini sizlerle paylaşmıtık. Windows 8 Kullanıcı Önizlemesi’nden gelen yeni ekran görüntüleri, 32 ve 64 bit olmak üzere Standart, Professional ve Enterprise (Kurumsal) sürümlerinin olacağını garantiledi diyebiliriz.

Windows8Beta.com tarafından keşfedilen yeni Windows 8 Kullanıcı Önizlemesi kayıt defteri dosyaları, yeni işletim sisteminin muhtemel listesi hakkında bilgi veriyor olabilir. Bu resimlere baktığınızıda şunu düşüneceksiniz: Daha önce verdiğimiz haberin aksine Windows 8, üçten fazla sürümde yayınlanabilir, hatta Windows 7′den daha fazla sürümde bile yayınlanabilir.

Windows 7′de var olan sürümleri zaten tanıyacaksınız: Starter, Home Basic, Home Premium, Professional, Enterprise ve artık olmayacağı söylenen Ultimate. Fakat, Windows 8′de ek olarak “prerelease (ön sürüm) ARM” sürümü de bulunmakta; bu büyük ihtimalle final ARM sürümünün ön sürümü. Ayrıca “Professional Plus”, “Enterprise Eval” ve “prerelease” sürümleri de ek olarak listede görünüyor.

İşin aslı böyle olabilir…

Windows8Beta.com editörleri, Windows 7′nin kayıt defterinden alınan bir görüntüyü de yayınladılar. İlk bakışta, Windows 8′in selefinden daha fazla sürümle geleceğini düşünebilirsiniz, fakat siteye göre bunun başka bir açıklaması da olabilir. Windows 8 listesinde olup da Windows 7′de bulunmayan sürümler, piyasaya sürülmesi planlanan Windows 8 sürümleri olabilir. Yani Windows 7′de bulunanlar piyasaya sürülmeyecek. Onları listeden çıkardığınız zaman karşımıza çıkan tablo şu oluyor;

- “Enterprise Eval” → Windows 8 Enterprise
- “prerelease ARM” → Windows 8 ARM Sürümü
- “prerelease” → Windows 8 (Standart)
- “ProfessionalPlus” → Windows 8 Professional

Şimdi nasıl gözüküyor? Eğer HP’den sızan bilgilerle kıyaslayacak olursak, Windows 8′in muhtemel listesi karşımızda duruyor diyebiliriz. Tabi Microsoft henüz bu konuda resmi bir açıklama yapmadı. Fakat elimizdeki kanıtlar gittikçe güçleniyor.

Devamını oku »

5
Mart

41 MP’lik Nokia’dan iyi haber!

Yazan: adminYazar bilgileri  |  Kategori: Teknoloji  |  Okunma: 95 views Yazıları küçült Yazı boyutu Yazıları BÜYÜT

41 MP'lik Nokia'dan iyi haber!

MWC’de tanıttığı 41 megapiksellik telefonu ile herkesi şaşırtan Nokia’ya iyi haber çabuk geldi!

Artık cep telefonu kamerası için 8MP normal hale gelmişken, Nokia’nın tanıttığı sıra dışı 41MP’lik kamera sensörüyle Nokia 808 PureView, çoğu kişi tarafından “gereksiz yüksek çözünürlükte” olarak tanımlandı. Kamerası ve günümüzün ince akıllı telefon modasının aksine sahip olduğu kalın kasasıyla dapek çok tartışmaya konu oldu.

Fakat tüm bu olumsuz düşünceler bile, Nokia 808 PureView’in Mobile World Congress 2012′de “En İyi Yeni Mobil Cihaz” ödülünü almasına engel olmadı. Teknoloji analistleri ve önde gelen gazetecilerin jürilik yaptığı ödülün, Nokia’ya güç kaybettiği pazarda yeniden doğarken iyi bir ivme kazandıracağına şüphe yok.

Ödülü şirket adına alan, Nokia akıllı cihazlar icra kurulu başkanı Jo Harlow şunları söyledi: “Bunlar stratejimizin doğru olduğunun ilk sinyalleri. Efsane geri döndü. Kullanıcılarımıza yeni, harika cihazlar sunmaya devam edeceğiz; bu sadece başlangıç. Daha fazlası gelecek.”

Nokia, yeni yıla sağlam bir başlangıç yaptı. Bakalım bu başarısını devam ettirebilecek mi?

Devamını oku »

5
Mart

Yoksa Uzay Savaşları başladı mı?

Yazan: adminYazar bilgileri  |  Kategori: Teknoloji  |  Okunma: 108 views Yazıları küçült Yazı boyutu Yazıları BÜYÜT

Yoksa Uzay Savaşları başladı mı?

Birbiri ardına düşen uydular, yetkililerden yabancı ülkeleri suçlayan beyanatlar… Uzaya taşınan işbirlikleri ve ana sorunlar. Acaba Yıldız Savaşları başladı ve sürüyor mu?

Rusya geçen Şubat’ta çok önemli bir askeri uyduyu, Ağustos ayında bir haberleşme uydusunu, geçen ay ise başka bir uyduyu teknik sorunlar nedeniyle kaybetti. Bitmedi, Rusya’nın iddialı uzay aracı Phobos-Grunt, Mars gezegine giderken, yönünü Mars’a çevirerek motorlar çalışmadığı için Dünya Yörüngesinden çıkamadı ve Pasifik’e düştü. Rus yetkilere göre başarısızlıklarda yabancçı ülkelerin parmağı var…

Mars gezegenine giderken yolda kalan Rus uzay aracının parçaları Şili açıklarında Pa­sifik Okyanusuna düştü. Aracın düştüğü Rus Uzay Savunma Kuvvetleri sözcüsü Albay Aleksey Zolotukhin tarafından açıklandı. Yaklaşık 2 aydır Dünya yörüngesinde dönen 13 tonluk aracın bütün parçalarının aynı yere düşüp düşmediği bilin­miyor. 170 milyon dolarlık insansız araç geçen Ekim ayında uzaya fırlatılmış ancak yönünü Mars’a çevirecek motorlar çalışmadığı için Dünya yörün­gesinden çıkamamıştı.

Her şey yolunda gitseydi Phobos-Grunt adla araç Mars’ın uydularından Phobos’a inip hem toprak ör­neği alacak hem de gezegeni görüntüleyecekti. Tüm çabalara rağmen Rus mühendisler aracın motorları­nı çalıştıramayınca kaderine terk edilen Phobos- Grunt irtifa kaybetmeye başladı. Phobos-Grunt, Zenit-2 roketleriyle uzaya çıkarılmış ancak aracı Mars’a yönlendirecek motor ateş almadığı için Dünya yörüngesinde kalmıştı.

Rus uzmanlar aracın bilgisayarlarını yeniden pro­gramlayarak devreye girmeyen roketleri uzaktan kumandayla ateşlemeye çalıştı. Aracın pilileri üç gün içinde boşalacağı için bu işlemin o zamana kadar yapılması şarttı. Rusya’nın 15 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği gezegenler arası ilk yolculuğunun başarısızlıkla sonuçlanması Rus uzay programı için büyük bir darbe oldu.

165 milyon dolarlık Phobos- Grunt aracında, Mars’ın yörüngesine yerleştirilecek Çin’e ait Yinghuo 1 uydusu da bulunuyordu.

Rus robot aracı Phobos’a 2013 yılında ulaşacak ve alaca­ğı toprak örnekleri 2014′de yeryüzüne geri gelecek­ti. Çin uydusu ise gezegeni izleyecekti.

Phobos-Grunt’ın motorlarını devreye sokma çaba­larına Amerika ve Avrupa uzay daireleri de destek sağlıyor.

Rusya’nın 1998 yılında Phobos’a, 1996 yı­lında ise Mars gezegenine gönderdiği araçlar hedef­lerine ulaşamadı.

Rusya, geçen Şubat’ta çok önemli bir askeri uyduyu, Ağustos ayında bir haberleşme uydusunu, geçen ay ise başka bir uyduyu teknik so­runlar nedeniyle kaybetti.

Rus uzay dairesi ROSOSMOS başkam Vladimir Popovkin bir süre önce Izvestia gazetesine verdiği demeçte başarısızlıklarda yabancı ülkelerin parmağı olduğunu ima etti.

Uzay İstasyonuna Giden Yük Aracı da İnfilak Etti

Geçen Ağustos ayında da, Uluslararası Uzay İstasyonu’na malzeme taşıyan insansız Rus aracı kalktıktan beş dakika sonra parçalandı. Roketle beraber Dünya yörüngesine çıkarmakta olduğu içi malzeme iolu Progress aracı da imha oldu.

Rus uzay dairesi Roscosmos’a göre, Kazakistan’daki Baykonur üssünden kalkan roketin üçüncü re son kademesi uzayda infilak etti. Progress M- 12M tipi aracın parçaları Sibirya’da ıssız bir bölge­ye düştü.

Amerika, uzay dolmuşu programına son verdiği için şu anda Uluslararası Uzay İstasyonu’na mürettebat ve malzeme sadece Rus araçlarıyla gönderiliyor.

Gerek Avrupa ve gerekse ABD, uzay çalışmalarında Rusya’ya bağımlı, astronotların gidiş ve dönüşleri Rus araçlarıyla sağlanıyor.

Rusya uzayda liderliğe hazırlanıyor ama…

İlk kez uzaya insan gönderen ülke olan SSCB, ABD’li astronotların aya ayak basmasıyla, yarışta ikinciliğe düşmüştü. Şimdi Rusya, zorlu yıllardan sonra insanlı uzay uçuşlarında bir numaraya yüksel­meye hazırlanıyor.

38 yaşındaki kozmonot Şergey Völkov, Kazakis­tan’daki Baykonur Uzay Üssü yakınlarında kendi adına diktiği bir ağacı suladıktan sonra kameralara poz veriyor. Volkov’un ağacı, Baykanur’daki Koz­monotlar Bulvan’m süsleyen 100′den fazla ağaçtan biri. Bu ağaçların her biri, üsten uzaya uçan kozmonotlar tarafından dikilmiş. Geleneği başlatan ise dün­yanın ilk kozmonotu Yuri Gagarin. Babası da koz­monot Aleksandır Volkov olan Sergey Volkov, Gagarin’in uzaya çıkan ilk insan olmasının 50. yıldö­nümünün çok özel bir gün olduğunu söylüyor.

Vol­kov, “Bu, ülkemizin zafer günüdür. 50 yıl önce uzaya insanlı uçuşları başlatan Sovyetler Birüği’dir.” diyen Volkov, tüm olumsuzluklara rağmen programı sürdü­rebildiklerini ve ekipte genç kozmonotların olduğunu söylüyor. Volkov “Uzay yolculuğunun 50 yıl sonra da mümkün olması ve bizim hala bu alanda çalışabi­liyor olmamız büyük bir başarı” şeklinde konuşuyor.

1990′lı yıllarda ağır kriz yaşandı

Moskovalı uzay araştırmacısı Andrey İonin, sektörün büyük zorluklara göğüs germek zorunda kal­dığı yılların da olduğunu hatırlatıyor. “1990′lı yıllar Rusya için çok zordu” diyen İonin “Sovyetler Birliği döneminde uzay yolculuğu teknolojileriyle ilgili tüm siparişler devletten geliyordu. O dönemde siparişler yüzde 95 oranında azaldı” ifadelerini kullanıyor.

Soyuz kozmonot değil turist taşıdı

Rusya, parasızlıktan uzay turizmciliğine başladı. 2001 yılında ilk uzay turisti olarak ABD’li milyar­der Dennis Tito uzaya uçtu. Fakat Soyuz uzay kapsüllerine sadece üç kişinin sığması nedeniyle, ilerle­yen yıllarda uzaya turist taşınması, kozmonotların yerde kalması anlamına geldi. Bunun hoş bir tecrü­be olmadığını anlatan Sergey Volkov, “Özellikle be­nimle aynı yıl eğitime başlayanlar bu uygulamadan önemli Ölçüde etkilendiler. 10 yıl eğitim gördük, sonra kapsüldeki yerimizi paralı turistlere bırakmak zorunda kaldık. Fakat o dönemde gerçekten parasız­lık içinde olduğumuzu da belirtmek lazım. Bu yüzden uzay turisti Tito bir caa simidi oldu, gerçekten paramız yoktu” diyor.

İki ana sorun

Uzay araştırmaları hakkında Moskova’da çıkan “Nowosti kosmonawtiki” adlı derginin yayın yönetmeni İgor Marinin, günümüzde durumun daha iyi olduğunu söylüyor. Özellikle birçok ülkenin uydularını Rus roketleri ile uzaya göndermek istemesi sayesin­de sektörün canlandığını belirten Marinin, uzay yol­culuklarının iki ana sorunla karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor.

“Öncelikle bir yönetim sorunu var. Hiçbir yönetici, İnsanları heyecanlandıracak, dev he­defler belirlemiyor. Mesela Mars’a uçuş böyle bir he­def olabilir” diyen Marinin, ikinci sorunun ise perso­nel olduğunu söylüyor: “Bu sektörün tercih edilmesi için dolgun ücret şart. Sovyetler Birliği döneminde uzaycılıkta çalışan mühendisler, diğer sektörlerdeki meslektaşlarına oranla yüzde 20 ila 30 daha fazla pa­ra kazanırlardı. Ülkede yeteri kadar beyin var, ama sektör bu beyinlere cazip gelmiyor.”

Ancak bu durum gelecek yıllarda değişebilir. Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NA­SA), uzay mekikleri eskidiği gerekçesiyle bu prog­rama son verdi. Bu da Rusya için büyük bir fırsat, zira ABD’nin astronotlarım Uluslararası Uzay lstasyonu’na taşıyacak uzay gemisi bulunmuyor. NA­SA artık Rusya’nın nakliyat kapasitesine bağımlı. Bu alandaki tekelinin bilincinde olan Rusya da Amerikalı astronotların taşınacağı uçuşların fiyatım ikiye katlayarak 55 milyon dolanı çıkardı.

Çin ve Almanya işbirliğini uzaya taşıdı

Geçtiğimiz Kasım ayında, Çin uzay aracı Şıncou-8, taşıdığı Alman yapımı düzenekle ile birlikte “Tingong 1″ kapsülü ile kenetlendi. İddialı uzay progamıyla ilgi çeken Çin, 2020 yılına kadar uzay istas­yonu inşa etmeyi hedefliyor.

“Şıncou – 8″ adı verilen uzay mekiği Çin’in kuzeybatısındaki Ciuçû- an üssünden fırlatılırken Alman bilim insanlan da orada bulunuyordu. Yabancı bilim insanları ile ça­lışmak Çin’in uzay araştırmalarında aslında bir ilk.

Almanya’nın Bonn kentindeki Alman Havactlık ve Uzay Merkezi’nde “Şıncou – 8″ için, yeryüzünün etrafında 17 gün boyunca dönecek olan bir dene­me düzeneği, daha doğrusu bir tür uzay laboratuvarı geliştirildi. “Simbox” adı verilen düzenekte 40 adet sigara kutusu büyüklüğünde bölümler bu­lunuyor. Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nden (DLR) Peter Preu, bu düzenekte yer çekiminin ol­madığı ortamda 17 biyolojik ve tıbbi deney gerçekleşeceğini söyledi: “Aralarında bağışıklık sistemi ile ilgili deneyler bulunuyor. Ayrıca kanser hücreleri konusunda araştırmalar yapılacak. Ayrıca oraya götürülen salyangoz ve yosunlarla küçük bir ekolojik sistem deneyi de gerçekleştirilecek. Protein kristalizasyomı işlemi de yapılabiliyor.”

Çin’in ilk adımları

“Şıncou – 8″, Eylül ayı sonunda yörüngesine yer­leşen “Tiangong 1″ kapsülü ile kenetlendi. Bu tür uzay araçlarının birbiri ile kenetlenmesi ABD ile Rusya için artık rutin haline geldi. Çinli uzay bilim­leri uzmanı Ki Faren, Çin’in yeni bir dünyaya adım attığını söylüyor: “Bu kenetlenme teknolojisi mev­cut teknolojiler içinde en karmaşık olanı ve riskleri çok. İki uzay mekiğinin aynı yörüngede yer almala­rım ve sonra da ayrılmalarını sağlamak gerekiyor.”

Çin uzay istasyonu kuracak

Kenetlenmenin başarıyla gerçekleşmiş olması Çin’in uzay programı açısından büyük önem taşıyor. Çin, 2020 yılına kadar uzay istasyonunu tamamla­mak istiyor. Çin, ilk uzay istasyonunun yapımında Almanya ile işbirliğini artırmayı da hedefliyor. Bahardan bu yana yeni ortak projeler için görüşmelere başlandı. Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nden Peter Preu, Şıncou 8′de yer alan “Simbox” adlı düze­neğin geliştirilmesinin iyi bir başlangıç olduğu görüşünde: “İnsanlı uzay yolculuktan alanında iki taraf için de yepyeni bir ortaklık doğuyor. Bu ortaklık Al­man araştırmaları ve Alman bilim insanlarına yeni uzay yolculuğu olanaktan sunuyor. Diğer yandan da Almanya’nın bilimin bu alanında öncü olduğunu bir kez daha vurguluyor.”

Almanya, ABD ve Rusya ile de Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) işbirliği yapıyor. Peter Preu, Almanya’nın Çin ile çalışmalarının rekabet olarak algılanmaması gerektiğini belirtiyor. Preu, planlandığı gibi Uluslararası Uzay İstasyonu’nun görevine ileride son verilmesi halinde Çin uzayda çalışmaları olan tek ülke konumunda olacak.

ABD ile Çin’in ‘Yıldız savaşları’

İki ülke arasındaki gerginlik Ocak 2007’de başla­dı. Çin bu tarihte, 850 kilometre yükseklikteki bir meteoroloji uydusunu vurarak Beyaz Saray’ı şoka uğrattı. Bu deneme, Çin’in Amerika’nın askeri ve si­vil uydularını vurarak kaos yaratabileceği endişele­rine neden oldu. ABD, Şubat 2008′de Çin’in bu denemesine “sorunlu” bir uyduyu vurarak yanıt verdi ve Pekin’e aynı şeyi yapabileceğim gösterdi. Günümüz savaşlarının giderek daha çok uydu temelli yüksek teknolojik iletişimle yönetilmesinden ötürü, uydu vurma en önemli askeri beceri haline geliyor…

Devamını oku »

5
Mart

İnternette ölmek zor!

Yazan: adminYazar bilgileri  |  Kategori: Teknoloji  |  Okunma: 103 views Yazıları küçült Yazı boyutu Yazıları BÜYÜT

İnternette ölmek zor!

Ölen insanların Facebook hesaplarına ne oluyor? Dijital veriler hemen silinebiliyor mu yoksa internette kalmaya devam mı ediyor? İşte dijital dünyanın öteki yanı…

İnternette dijital izlerin silinmesi neredeyse imkânsız. Hayatını kaybeden kullanıcılar üye oldukları sosyal paylaşım sitelerinde adeta yaşamaya devam ediyor.
 
Bunlara bir örnek de Arndt P. Facebook kullanıcısı Sabine S., sosyal paylaşım sitesi kendisine Arndt P. ile tanışmasını önerince önce ilgilendi. Arkadaş olup olmamaya karar vermek için genç adamın Facebook profiline baktı. Arndt’ın durum güncellemelerini, arkadaşlarını, paylaştığı resimleri gördü ve ona bir arkadaşlık teklifi gönderdi. Ancak daha sonra bu güncellemelerin bir yıl önce kesildiğini fark etti. O günün Arndt’ın hayatını kaybettiği gün olduğunu ise ancak sonradan öğrenebildi.
 
Hesabı silemediler

Arkadaşları ailesiyle konuşarak Arndt’ın Facebook hesabını silmek istediler. Ancak bunu tamamen başaramadılar. Fotoğrafı olmasa da ismi orada kalmaya devam etti. Kendisine arkadaşlık teklifi göndermek ya da mesaj yollamak hâlâ mümkündü. Facebook arkadaşları duvarındaki fotoğrafları görebiliyor ve arkadaşlık listesine göz atabiliyordu.
 
Ölen insanların internette izlerinin kalmaya devam etmesine tek örnek bu değil. İnternetle içli dışlı olanlar öldükten sonra bile dijital olarak deyim yerindeyse yaşamaya devam ediyor. Hangi kitapları sevdikleri, hangi meyhaneye gittikleri, internet üzerinden yaptıkları alışverişlerden memnun olup olmadıkları gibi kişisel bilgiler sayfalarda kalıyor.

Bazı durumlarda da ölen kullanıcıların sayfaları yakınları tarafından devralınıyor; bir taziye defterine ya da anma sayfasına dönüştürülüyor. Böylece merhumun sayfası sevenleri tarafından ziyaret ediliyor, geride kalanlar ölen kişiyle ilgili anılarını, duygu ve düşüncelerini paylaşmaya devam ediyor. Facebook bu yöntemi özellikle savunuyor, zira kullanıcı hayatta olmasa dahi sosyal paylaşım sitesi açısından “var olmaya” devam ediyor.
 
‘Yas süreci tamamlanmaz’
 
İnternette ölen arkadaşı ve yakını için dijital bir anma sayfası hazırlamak için hizmet veren portallar da bulunuyor. Merhumun hayat hikâyesi, fotoğrafları, videolar, metinler ve anı defteri hazırlanabiliyor. Sayfaya isteğe göre bir müzik yüklemek de mümkün.
 
İlahiyatçı Thomas Multhaup bu durumu anlayışla karşılamakla birlikte uyarıda bulunmayı ihmal etmiyor: “Yas tutmak, acı veren kaybı zamanla anlamak ve hayatının bir parçası haline getirmek anlamına gelir. Ancak ölen kişiyi yaşatmaya devam ederek doğal yas süreci kesintiye uğratılırsa, yas gerçek hedefine hiçbir zaman ulaşamaz. Yani yara hiçbir zaman iyileşmez.”
 
Thomas Multhaup da bu tarz sayfaları eleştirerek “Böyle bir sayfayı hazırlayanlar söz konusu kişinin öldüğünü hiçbir zaman tam olarak algılayamazlar, kişi bir merhum gibi değil, adeta hâlâ yaşayan biri gibi anılmış olacaktır” diyor. Multhaup, bu sayfaların arkasında büyük malî çıkarların ve işletmelerin bulunduğuna da dikkat çekiyor.

Devamını oku »

5
Mart

Windows XP sürprizi kısa sürdü!

Yazan: adminYazar bilgileri  |  Kategori: Teknoloji  |  Okunma: 96 views Yazıları küçült Yazı boyutu Yazıları BÜYÜT

Windows XP sürprizi kısa sürdü!

Windows XP sürprizi kısa sürdü!

Ocak ayında yaptığı sürprizle hepimizi şaşırtan Windows XP için işler, Şubat’ta “normale” döndü!

Hatırlarsanız geçen ay, Windows XP’nin dünya genelinde pazar payının Ocak 2012′de az bir yükseliş gösterdiğini size aktarmıştık. 10 yaşındaki bir işletim sisteminin yeniden yükselmesi, doğal olarak, herkesi şaşırtmıştı…

Şimdi durum tersine; ya da daha doğrusu normale dönmeye başladı. Net Applications’ın en yeni PC işletim sistemi raporuna göre, Windows XP hala dünya çapında lider fakat Ocak ayında yüzde 47.19 olan pazar payı, Şubat ayında yüzde 45.39′a geriledi.

Windows XP’deki düşüşün sorumlusu öyle gözüküyor ki Windows 7. Çünkü raporda, Ocak ayında yüzde 36.40 olan Windows 7 pazar payı, Şubat ayında yüzde 38.12′ye yükseldi. Bir başka Microsoft ürünü Windows Vista’nın Şubat ayındaki pazar payı yüzde 8.10 olurken onu sırasıyla, yüzde 3 ile Mac OS X 10.6, yüzde 2.69 ile Mac OS X 10.7 ve yüzde 2.70 ile “diğer” işletim sistemleri takip ediyor.

Microsoft’un geçtiğimiz gün yayınladığı Windows 8 Kullanıcı Önizlemesi, gelecek aya kadar bir çok bilgisayara yüklenmiş olacak. 1 Nisan günü yayınlanacak raporda, Windows 8′in nasıl bir oran alacağını göreceğiz.

Devamını oku »

5
Mart

Bu ülkeler Apple’dan fakir!

Yazan: adminYazar bilgileri  |  Kategori: Teknoloji  |  Okunma: 102 views Yazıları küçült Yazı boyutu Yazıları BÜYÜT

Bu ülkeler Apple'dan fakir!

Apple’ın değerinin koskoca ülkelerin değerinden daha fazla olacağı hiç aklınıza gelir miydi?

Apple’ın pazar değerinin özellikle iPad 3′ün duyurulacağının anlaşılmasıyla birlikte 500 milyar doları aşmasıyla birlikte,dev şirket bazı ülkelerin Gayrisafi Milli Gelir’ini dahi geride bırakmayı başardı.

CNN’de yayınlanan habere göre Polonya başta olmak üzere İsveç, Suudi Arabistan, Belçika ve Tayvan’ın milli gelirileri, Apple’ın gerisinde kaldı.

Apple, 500 milyar dolarlık değeriyle, bu barajı aşan ilk şirket değil. Microsoft, Cisco, Intel, GE ve Exxon Mobil de, Apple ile birlikte “en tepede” duruyor…

Apple’ın 7 Mart akşamında iPad 3′ü duyurması bekleniyor.

Devamını oku »

5
Mart

Dünyanın en incesi o!

Yazan: adminYazar bilgileri  |  Kategori: Teknoloji  |  Okunma: 96 views Yazıları küçült Yazı boyutu Yazıları BÜYÜT

Dünyanın en incesi o!

Toshiba’nın MWC’de tanıttığı “Dünya’nın en ince tableti”, fiyatıyla göz korkutacak…

Toshiba’nın MWC’de tanıttığı Excite LE, dünyanın en ince tableti ünvanı ile birlikte, önümüzdeki hafta aramıza katılacak. 0,76 cm’lik incelikle 10.1 inç’lik ekranın birleşmesinden oluşan Excite LE’nin incelik konusunda en yakın rakibi, 0,86 cm ile iPad 2. Yani Excite LE, iPad 2′den yüzde 10 oranında daha ince.

Peki ya performans? Bu konuda da Excite LE oldukça iddaalı görünüyor: Android Honeycomb 3.2 işletim sistemini kullanan cihazda 1,2 Ghz’lik çift çekirdekli işlemci bulunuyor. Pil ise 8 saatin üzerinde bir kulllanım süresi sunuyor.

Ancak Excite LE, fiyat konusunda iPad 2′den biraz daha pahalı: 16 GB’lık model 530 dolarlık, 32 GB’lık model ise 600 dolarlık fiyat etiketine sahip olacak. Yani en ince tableti kullanmak isteyenler, iPad 2′den daha fazla para ödemek zorunda kalacak. 7 Martta çıkması beklenen iPad 3′ün ise, Excite LE’den daha pahalı olması bekleniyor.

Devamını oku »

internetsitesilinkleri.com