‘Oyun’ kategorisi yazıları

31
Ocak

Uncharted 3 incelemesi

Yazan: admin  |  Kategori: Oyun  |  Okunma: 34 views

Uncharted 3 incelemesi

Her sene bu dönem çok fena geçer. Oyun firmaları kasım-aralık aylarında tüm kozlarını oynarlar ve biz de çok yoğun bir oyun dalgasına tutuluruz. Ancak bu sene her zamankinden daha fena geçiyor doğrusu… O kadar çok kaliteli oyun aynı anda çıktı ki gerçekten bir oyuncu olarak takip etmek oldukça zor olsa gerek. Uncharted 3 de onlardan biri ve ciddi anlamda türünün tek örneği diyebileceğimiz kadar iyi, hatta belki de kelimelere sığdıramayacağımız kadar iyi. Oyunun bu kadar iyi olmasının nedeni sadece türünün kaliteli bir örneği olmasından değil, türüne birçok yenilik kazandırıyor olması aynı zamanda. Yine akıl almaz maceralara atılacak ve PS3’ünüzün başında gözlerinizin yuvalarından çıkmasını sağlayacak sahnelere şahit olacaksınız. Hiç abartmadan söyleyebiliriz ki Uncharted 3 ömrümüzde oynadığımız ve oynayabileceğimiz en iyi 10 oyundan bir tanesi. Unutulmaz karakterlere, sürükleyici bir hikayeye, baş döndürücü bir anlatıma sahip olan oyun tüm oyun geliştirici firmalar için adeta bir ders niteliği taşıyor.

DERİN GİZEMLER
İkinci oyunu oynamış olanlar muhtemelen hala etkisinden çıkamamışlardır. Bunun nedeni oyunun inanılmaz bir sinematik anlatıma sahip olmasıydı. Özellikle oyunun tren sahnesi cidden inanılmazdı. Fakat bu kez geliştirici ekip Naughty Dog ne yapmış etmiş ve oyunun tümünü bu şekilde kılmayı başarmış. Uncharted 3’ün istisnasız her sahnesi bir sinema filmi kalitesinde. Ancak oyunu iyi yapan şey sadece bu değil. Uncharted 3’ü bu denli sıra dışı yapan özelliği bu sinematik anlatımın sadece ara sahnelerde değil, bizzat siz oynarken kendini göstermesi. Sonuçta oyun ve sinemanın farklı birçok yanı bulunuyor ve siz oyun oynarken kamera karakterinizi takip etmek zorunda, değil mi? Yani farklı kamera açıları kullanıp dramatik anlatımı güçlendiremezsiniz oyunlarda. İşte Naughty Dog bu tek kamerayı o kadar iyi kullanmış ki hayran kalacaksınız. Siz normal oyununuzu oynarken başınıza sürekli bir şeyler geliyor. Oyunu hemen hemen tüm bölümleri, tüm sahneleri adeta nakış gibi işlenmiş. Her an, her durumda sizi şaşırtacak, şok edecek detaylar ve olaylar bulunuyor. Oyunun anlatım dili o kadar akıcı ve üst düzeyde ki kelimelerle tarif etmek imkansız. Şöyle düşünün, batmakta olan bir transatlantiğin içindesiniz. Okyanusun ve fırtınanın ortasındasınız. Koca gemi bir ceviz kabuğu gibi dev dalgaların ortasında kalmış ve sürekli su alıyor. Bir süre sonra devasa gemi yan yatıyor ve siz tamamen tersinizi dönmüş bir halde düşmanlarınızla kapışıyorsunuz. Bu yaşayacağınız yüzlerce örnekten sadece bir tanesi. Geliştiriciler bize öyle bir sinematik deneyim yaşama fırsatı vermiş ki her bir sahnesi zihninize bir daha çıkmamak üzere kazınacak. Eh, tabii bu kadar iyi anlatılan bir hikayenin gayet iyi olması gerek değil mi? Aynen öyle. Uncharted 3’ün hikayesi Indiana Jones filmlerini aratmayacak kalitede. Nathan’ın büyük büyük büyük babası Sir Francis Drake’in, Büyük Rubülhali Çölü’nde rastladığı kayıp bir şehrin peşinden gidiyoruz bu kez. Fakat başımıza gelenler itibarıyla olayın bu kadar basit olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. İşin içinde yüzlerce yıllık mistik gizemler ve çok eski bir gizli örgüt de var ve işler düşündüğünüzden çok daha fazla karışıyor bir süre sonra. Fakat Drake’in başta “Ne yanlış gidebilir ki?” diyerek çıktığı macera sizi dünyanın bambaşka yerlerinde yaşayacağınız unutulmaz bir maceraya çıkarıyor. Muhteşem grafikler ve müzikler eşliğinde hayatınızın macerasını yaşıyorsunuz resmen. Oyunun hikayesi o kadar sürükleyici, bu hikayeyi anlatım tarzı o kadar muhteşem ki eğer yanınızda oyunu izlemek için birileri varsa, kesinlikle sizinle birlikte onlar da gözlerini ekrandan ayıramayacak.

NE YANLIŞ GİDEBİLİR Kİ?
Oyunun bizi en çok etkileyen iki yanı sinematik anlatımı ve sürükleyici hikayesiydi. Fakat bir ayrı parantez de karakterler için açmak gerek. Normal şartlarda bir oyun oynarken ekrandaki karakteriniz aslında sizi oyun içinde var eden avatarınızdır. Ancak Uncharted 3’te durum pek öyle değil. Nate, Sully, Chloe, Elena hatta kötü kadın Marlowe bile o kadar ustalıkla çizilmiş karakterler ki onlarla duygusal bağ kurmakta kesinlikle zorlanmıyorsunuz. Tüm karakterlerin yaptıkları şeyleri sağlayan motivasyonları o kadar başarılı bir şekilde açıklanıyor ki cidden oyunun büyük bütçeli Hollywood yapımlarından aşağı kalır hiçbir yanı olmadığını bir kez daha anlıyorsunuz. Özellikle diyaloglar çok çok başarılı. Bir şekilde en zor durumlarda bile Nate’in vurdumduymazlığına ve pozitifliğine hayran olmamak elde değil. Bu sayede karakterler sizin için birer oyun unsuru olmaktan çıkıp kanlı canlı varlıklara dönüşüyor.

VURUN KIRIN ÇATIŞIN
Uncharted 3’ün çatışma ve oyun dinamikleri tek kelimeyle enfes. Özellikle karakter animasyonları son derece yumuşak olduğundan kesinlikle son derece gerçekçi çatışma sahneleri yaşıyorsunuz ancak silah seçeneklerinin artmış olması da bunda bir etken. Örneğin, artık elinizin altında bir de nişancı tüfeği ve roketatar var. Siper sistemi yine eskisi gibi muhteşem çalışıyor. Düşmanlarınız fazla yaklaştığında yine kafa göz dalabiliyorsunuz onlara. Ancak bu kez çok daha fazla hareket seçeneğinizi mevcut; örneğin, bu kez bir düşmanı tutup etraftaki nesnelerin üzerine geçirebiliyorsunuz ya da etrafta bulabileceğiniz eşyaları düşmanlarınızın kafalarına çakabiliyorsunuz. Cidden muazzam olmuş. Hem eğlenceli hem de gayet işlevsel. Uncharted 3’te bazen kafayı çalıştırmanız da gerekiyor. Oyundaki bulmacalar öyle çok zor değil ancak yine dikkat gerektiren zeka ürünü çözümleri var.

MODERN ZAMAN KLASİĞİ
Unutulmaz tek kişilik senaryoyu bitirdiğinizde gelin bir de çoklu oyuncu seçeneklerine dalın. Tek kişilik modu bu denli kaliteli olan bir oyunun diğer seçeneklerinin boş olmaması sık rastlanılan bir durum değil. Oyunda neye elimizi atsak altından kalite çıkıyor. Oyunun çok oyunculu modları gerçekten çeşitli ve en sıkı multi oyunlara dahi taş çıkaracak seviyede. Uzun lafın kısası Uncharted 3, kusursuza yakın bir yapım ve tüm zamanların en iyi oyunlarından biri. Karşımızda modern bir klasik duruyor ve kesinlikle kaçırmamanızı tavsiye ediyoruz. Eğer etrafınızda sizi oyun oynamanızdan dolayı yargılayan, küçümseyen birtakım burnu büyükler varsa, cevabınızı bu oyunla vermelisiniz. Üstelik tamamen Türkçe dublaj seçeneğiyle birlikte.

Uncharted 3

► GİRİŞ
► DETAYLAR
► PUANLAMA

Devamını oku »

31
Ocak

Battlefield 3 incelemesi

Yazan: admin  |  Kategori: Oyun  |  Okunma: 39 views

Battlefield 3 incelemesi

Bu sayfalardan sürekli kurduğumuz bir cümle var: Bazı oyunlar gelir ve oyunculuğu tamamen değiştirir. İşte Battlefield onlardan biriydi. 2002 yılında ilk Battlefield çıktığı zaman multiplayer kavramı sonsuza dek değişmişti. Kocaman bir harita üzerinde, tam 64 kişi strateji geliştirip savaşmanın tadına varabiliyordu. Oyunda hem birçok sınıf hem de araç kullanma imkanı bulunuyordu. Örneğin, bir tank alıp ortalığı dağıtabiliyorduk. Battlefield markası altında bugüne kadar birçok oyun çıktı ve seri sürekli olarak ileriye doğru gitti. Zaman içinde hem deniz ve hava savaşları işin içine dahil oldu hem de tamamen hasar görebilir çevre modellemesi. Fakat Battlefield 3’ün fragmanlarını ilk gördüğümüzde bu kez işin her zamankinden biraz daha farklı olacağını anladık. Özellikle Caspian Border tanıtım videosu en uçuk hayallerimizin bile ötesindeydi. Diğer yandan serinin Modern Warfare ile olan rekabetinde de nerede duracağı merak konusuydu.

SAVAŞIN KURALLARI
Battlefield 3 serinin ezberini birazcık bozarak, ortama daha çok hareket ve bir de tek kişilik senaryo getiriyor. Serinin daha önceki Bad Company bölümlerinde de tek kişilik hikaye mevcuttu ancak bu kez biraz daha Modern Warfare çizgisine yaklaşılmış. Yine de oyunun ağırlıklı noktasını oluşturan şey çok oyunculu modlar. Oyunun neredeyse tamamına yakını bu şekilde oynanması için yapılmış. Ancak yine de sizi online tarafta yaşayacağınız kocaman savaşlara hazırlamak için bir tek kişilik senaryo modu bulunuyor. Tek kişilik senaryoyu yaklaşık altı saat gibi kısa bir sürede bitirebiliyorsunuz. Öyle çok ahım şahım bir hikaye de anlatmıyor ancak yine de sizi hazırlaması bakımından gayet yararlı bir seçenek olmuş. Oyuna iyice ısındıktan sonra hemen çok oyunculu modlara akabilirsiniz. Öncelikle co-op modundan başlayalım. Yanınıza bir arkadaşınızı alıp düşman saflarında savaşmak her zaman en keyif aldığımız seçeneklerden olmuştur. Battlefield 3’te bunu tam anlamıyla gerçekleştirebiliyorsunuz. Hatta oyun bunun için tamamen ayrı haritalara ve silahlara da sahip (fakat keşke sadece altı haritadan fazlasını sunsaydı). İki kişi düşman hatlarını yarıp taktik geliştirerek oyunun keyfine varabiliyorsunuz. Şimdi gelelim oyunun asıl odaklandığı seçeneklere. Her zaman olduğu gibi yine dört sınıfa sahibiz: Assault (Saldırı), Engineer (Mühendis), Support (Destek) ve Recon (Keşif). Saldırı sınıfı piyadeler savaş alanında en etkin ateş gücünü oluşturuyor. Özellikle otomatik tüfek kullanımı konusunda uzmanlar. Mühendis sınıfı, bozulan araçları tamir edebiliyor ve ağır silahları ustalıkla kullanabiliyor. Destek sınıfı, hızlı hareket kabiliyetine sahip olan cephane ve ekipman taşımakta usta olan sınıf. Keşif ekibiyse uzun namlulu suikast silahlarında uzman olan yine yüksek hareket kabiliyetine sahip sınıf olarak göze çarpıyor. Öncelikle şunu belirtelim, oyundaki silahların hemen hepsi elden geçmiş ve bu türdeki bir oyunda sunulabilecek en gerçekçi seviyeye ulaşmış. Hem taktiksel hem de işlevsel anlamda birçok yenilik de mevcut. Örneğin, bazı ağır silahların ayaklıklarını kullanabiliyorsunuz. Elinizdeki M60 ile bir sipere girdiğinizde ayaklarını açıp bir tür bunker yaratabiliyorsunuz kendinize. Böylelikle hedefinizi daha kolay takip edebiliyor ve daha rahat nişan alarak atış yüzdenizi artırabiliyorsunuz. Artık tüm sınıflar silahlarına güçlü bir fener monte edebiliyor. Bu aparat sadece aydınlatmada değil, aynı zamanda karanlık yerlerde düşmanın gözünü almada da işe yarıyor. Baskınlarda en az flashbang kadar ideal. Bir diğer örnekse Keşif sınıfının haritanın herhangi bir alanında telsiz noktaları oluşturabilmesi. Bu noktalarda öldükten sonra takımınızın tüm üyeleri yeniden canlanabiliyorlar. Bu cihaz özellikle taktik anlamda haritanın keşfedilmesinde ve stratejik gözlem noktaları kurulmasında çok işe yarıyor. Bu örneklerde olduğu gibi oyun sadece aksiyon anlamında değil, taktiksel anlamda da epeyce rafine edilmiş.

ARAZİYE İNMEK
Silahların balistik ayarları ve sınıflar arası dengeler çok çok başarılı. Fakat oyunda başarılı olmak ve maksimum keyfi almak için bir takım olabilmeyi başarmalısınız. Büyük çaplı oyunlarda herkes tek başına takılmaya başlarsa yenilgi çok kısa bir süre içinde gelebiliyor. Eğer seriye ilk kez başlayacaksanız, deneyimli oyuncuların arasında ezileceğinize dair bir korku oluşmasın çünkü oyunda gayet başarılı çalışan bir eşleştirme sistemi bulunuyor. Oyunda bir seviye atlama sistemi de bulunduğu için oynadıkça sürekli kendi seviyenizdeki oyuncularla eşleşme şansınız bulunuyor. Bu noktada oyunun Battlelog sisteminden bahsetmek gerek. Battlelog, Battlefield için özel olarak tasarlanmış bir sosyal medya aracı gibi çalışıyor. Oynadığınız süre boyunca detaylı olarak tüm istatistiklerinizi tutuyor, o anda aktif olan tüm oyunlara erişim ve katılım imkanı sağlıyor. Elbette kendinize detaylı bir profil hesabı yaratıyorsunuz ve sonrası kendiliğinden geliyor. Oldukça başarılı ve esnek bir sistem olmuş.

ATEŞTEN GÖMLEK
Oyunun takım çalışmasını ödüllendirdiğini daha önce belirtmiştik. Bu bağlamda biraz da geniş araç yelpazesinden bahsetmek gerek. Oyunda geniş bir yelpazede hem kara hem de hava araçları bulunuyor. Bunları verimli kullanmak oldukça önemli. Özellikle savaş uçakları bir savaşın seyrini bütünüyle değiştirebiliyor. Elbette siz bir savaş uçağı kullanırken arazide sizi roketatarlarla avlamak için bekleyen birçok piyade bulunacaktır. Eğer bir oyuncu size kilitlenirse, gerisi sizin yeteneğinize kalıyor. Yine özellikle tank savaşlarının muhteşem olduğunu belirtelim. Tanklar hem güvenli bir şekilde arazide dolaşma imkanı veriyor hem de yüksek ateş gücüne sahip. Tabii ki bir tankı düzgünce çalıştırabilmek için en az dört oyuncuya ihtiyacınız olacak ki hem toptan hem de ağır makineli tüfekten maksimum fayda sağlayabilesiniz. Yine helikopterler ve zırhlı piyade taşıma araçları da kullanımınıza açık.

ONLINE SAVAŞ ORTAMI
Oyun dünyasında son zamanlarda en çok tartışılan konu Battlefield 3 ve Modern Warfare 3 arasındaki rekabetti. Satış rakamlarına baktığımızda Modern Warfare 3’ün önde olduğunu görüyoruz fakat bu sizi aldatmasın. Her ne kadar Modern Warfare 3’ün tek kişilik senaryo modu, Battlefield 3’ten çok daha iyi olsa da asıl olayımız olan çok oyunculu seçeneklerde Battlefield 3’ün ezici bir üstünlüğü söz konusu. Geniş ve detaylı haritalar, farklı sınıflar ve özellikle araç kullanımı Battlefield 3’ün yine ve yeniden çok oyunculu yapımlar arasında tahta oturmasını sağlıyor.

Battlefield 3

► GİRİŞ
► DETAYLAR
► PUANLAMA

Devamını oku »

31
Ocak

LOTR: War in the North incelemesi

Yazan: admin  |  Kategori: Oyun  |  Okunma: 49 views

LOTR: War in the North incelemesi

War in the North, tipik bir hack’n’slash tarzı Rol Yapma Oyunu… Yüzük Kardeşliği, Hüküm Dağı’na doğru ilerlerken, Aragorn ve arkadaşları Gondor’u savunmak üzere destek aramaya gittiklerinde Orta Dünya’nın Kuzeyi’nde olanları konu alıyor War in the North. Oynayabileceğimiz üç farklı karakterimiz var ve bu üç karakterin oynanış tipi birbirinden tamamen farklı. Eradan, Farin ve Andriel… Bu üç karakterle birlikte Orta Dünya’nın çok farklı noktalarında orklara, goblinlere ve trollere karşı sert savaşlara girecek; karakterlerinize seviye atlatarak onları güçlendirmeye çalışacaksınız.

KEŞKELERLE DOLU BİR DENEYİM
Eradan bir Ranger ve kendisi bir Dunedain. Aragorn’la aynı kandan geliyor yani. İyi ok atıyor, iyi kılıç kullanıyor ancak kol gücü çok fazla değil. Asıl kas gücüne dayalı dövüşü Farin yapabiliyor. Çift elle kullanılan silahlar, kalkanlar konusunda uzman olan Farin takımın tankı olarak görev yapabiliyor. Bir elf olan Andriel ise büyü güçlerini kullanabiliyor; büyü gücüyle hem takım arkadaşlarını iyileştirebiliyor hem de düşmanlara saldırabiliyor. Bütün karakterler ve sınıfları klasik bir RYO dengesi oluşturacak şekilde tasarlanmış. Karakterlerinizde ister co-op olarak, ister tek kişi olarak bol bol savaşa giriyor, bir yandan yeni silahlar ve ekipmanlar buluyorsunuz; bir yandan karakterlerinize seviye atlatarak onların giderek güçlenmesini sağlıyorsunuz. Karakterlerimizin ana özellikleri dışında geliştirebileceğiniz yan özellikler de bulunuyor. Örneğin, Eradan gizlilik yöntemlerine başvurabiliyor. Sessizce, gölgelere saklanarak ilerliyor ve kimselere görünmeden düşmanları kesebiliyorsunuz.

MIRKWOOD VE RIVENDELL
Tüm bu “esnek” özelliklerinin yanında oyunun çok ciddi sorunları bulunuyor. Karakterler ve oyunun yarattığı atmosfer hayli sağlam ama bunun yanında özellikle yapay zeka oldukça problemli. Bol bol savaştığınız bir oyunda aptal düşmanlar görmek en son isteyeceğimiz şey ancak artık bu devirde gövdesine ok yiyip kaçmayı beceremeyen düşmanlar görmek istemiyoruz doğrusu. Ayrıca karakteriniz öldükten sonra çok alakasız yerlerde respawn oluyor. Çünkü oyunun kayıt sistemi de sorunlu; çok tuhaf yerlerde kayıt alıyor ve genelde çok geriden başlıyorsunuz oyuna. En kötüsünü de en sona sakladık: Maalesef oyunun online co-op özelliği de oldukça problemli. Oyun boyunca o kadar çok oyundan düştük ki bir ara oyundan nefret eder hale geldik. Açıklandığı zaman çok şey vadeden War in the North maalesef beklentilerimizin yarısını bile karşılayamıyor.

LOTR: War in the North

► GİRİŞ
► PUANLAMA

Devamını oku »

31
Ocak

Assassin’s Creed: Revelations incelemesi

Yazan: admin  |  Kategori: Oyun  |  Okunma: 29 views

Assassin’s Creed: Revelations incelemesi

İlk oyunundan beri her yeni bölümünde ortalığı sallayan Assassin’s Creed serisinde ikinci bölümün, yani Ezio’nun hikayesinin sonuna geldik. Bu bölümün bizler için en büyük özelliği sadece hikayenin doruk noktasına gelmiş olması ya da oyunun bize sunacağı yeni özellikler değil. Oyun 16. yüzyıl İstanbul’unda geçiyor. O dönemde şehzade olan Süleyman’la tanışıyor, Galata Kulesi’ne tırmanabiliyor, şehrin dar sokaklarında tatlı gezintilere çıkabiliyorsunuz. İstanbul o denli canlı resmedilmiş ki gözünüzü bir saniye bile alamıyorsunuz. Şehirde yaşayanların kıyafetlerinden, hatta sosyal statülerine göre giyiniyor olmalarından tutun, dükkanlara kadar her yanından ayrı bir detayını yakalayabiliyorsunuz İstanbul’un. Bunun yanında Ezio’nun yaşlanması, olgunlaşması ve artık bir usta suikastçı haline gelmesiyle de oyunda birçok yenilik bulunuyor. Tüm bu detayları ve özellikle oyunun muhteşem sonunu da eklediğimizde ortaya destansı bir hikayenin, destansı sonu çıkıyor. Gelin bu muhteşem masala birlikte dalalım.

YOLUN SONU
Öncelikle baştan belirtelim, yazı boyunca serinin önceki oyunlarıyla ilgili spoilerlar geçebilir. Zaten daha önceki bölümleri henüz oynamadıysanız Revelations’tan önce bu oyunlar oynamanızı şiddetle tavsiye ederiz. Assassin’s Creed’in hikaye ağırlıklı bir oyun olduğunu hatırlatalım. Neyse… İkinci oyunun sonunda boyundan çok ama çok büyük bir işe bulaştığını anlayan Ezio, Roma’ya taşınıp yeni suikastçılar yetiştirmeye başlamıştı. Direkt olarak kendini Templar’lar (Tapınakçılar) ile büyük ve yüzyıllardır devam eden bir savaşın ortasında bulan Ezio, ailesinin intikamını alabilmek için yola çıkmış fakat kendini insanlık tarihini değiştirirken bulmuştu. Revelations, Brotherhood’un bıraktığı yerden başlıyor. Hatırlayacak olursanız Desmond, Animus’un içinde çok fazla kaldığı için zihinsel olarak hasar görmüştü. Zihinsel olarak Animus’un içinde hapis kalan Desmond, sonunda Subject 16 ile tanışma şansı buluyor. Ezio ise, Altair’in kilitlediği Masyaf’taki gizemli kütüphanenin peşinde. Bu kütüphaneyi açacak olan anahtarların bazıları da İstanbul’da bulunuyor. İşte böylesi sürükleyici bir ortamda açılıyor Revelations ve oldukça hareketli, uzunca bir maceranın içine sokuyor bizleri. Bu arada sadece İstanbul’u değil, Kapadokya’yı da ziyaret etme şansı buluyoruz. Dediğimiz gibi Ezio artık 52 yaşında ve eskisi kadar genç değil. Fakat bu durum onu daha kurnaz bir hale getirmiş. O artık bedeninden çok zihnine güvenen bir suikastçı ve yepyeni yeteneklere sahip. Oyunda artık çeşitli bombalar üretip bunları yine çeşitli şekillerde düşmanlarımız üzerinde kullanabiliyoruz. Mesela, birkaç saniyeliğine düşmanları kör eden, afallatan bombalar üretebiliyorsunuz. Yine kaçışınızı kolaylaştıracak sis bombası da üretme şansınız var. Başka bir örnek daha verelim: Diyelim ki dar bir sokaktan görünmeden geçmeye çalışıyorsunuz ve sokakta oldukça kalabalık bir şekilde gezen askerler var. Çatılarda da okçular kol geziyor. Etrafa zarar vermeyen sadece ses çıkaran bir bomba yapıp gideceğiniz yönün tersi yönünde atabilir ve düşmanlarınızı şaşırtabilirsiniz. Bu sayede gideceğiniz sokak boşalacak ve siz de çaktırmadan sıvışabileceksiniz. Bombaları yapmak için bazı hammaddeleri toplamalı ve bunları düzgün bir şekilde bir araya getirmelisiniz. Bu maddeleri kullanarak tam 300 farklı bomba üretebiliyorsunuz. Hem eğlenceli hem de oyunun taktiksel yönünü güçlendiren bir özellik olmuş bu. Ezio, İstanbul’a ilk geldiğinde Türk suikastçılardan Yusuf Tazim ile karşılaşıyor. Ezio bir usta suikastçı olsa da öğrenilecek şeyler asla bitmiyor. Yusuf, Ezio’ya İstanbul’un çatılarından rahatça dolaşabilmek için kullandığı bir kanca veriyor. Kanca oynanışı direkt olarak etkileyen bir araç olmuş. Hem daha yükseğe, daha hızlı bir şekilde tırmanabiliyor hem de çatılardan çatılara halatları kullanarak daha hızlı ulaşmanızı sağlıyor. Geliştiricilerin söylediğine göre bu kanca, şehirde dolaşma hızımızı önceki oyunlara göre yüzde 30 artırmış.

BİR GALATA AKŞAMI
Tıpkı Brotherhood’da olduğu gibi şehrin bazı kısımlarını ele geçirmek için Templar kuvvetleriyle savaşa girebiliyorsunuz. Mahalleleri ele geçirdikten bir süre sonra Templar kuvvetleri toparlanıp ele geçirdiğiniz bölgeyi almak için tekrar harekete geçiyor. İşte bu noktada oldukça keyif aldığımız bir mini-oyun giriyor devreye. Bölgenizi korumak için suikastçılarınızı çağırıp bir komutan gibi alanınızı savunabiliyorsunuz. Yine farklı sınıflarda askerleriniz bulunuyor. Okçular, mızrakçılar gibi askerlerinizle çatılardan güvenli bir şekilde savunma yapabiliyorsunuz. Aynı zamanda sokak aralarına barikatlar da kurma şansınız var. Askerleriniz savaşır, siz de komut verirken, diğer yandan siz de bileğinizdeki silah ile düşmanlara ateş açabiliyorsunuz. Bu bölüm ilk başlarda keyif verse de bir süre sonra kendini tekrar ettiğinden sıkabiliyor.

GÖZLERİM KAPALI
Oyunun çok oyunculu seçenekleri de gayet zevkli. Senaryo tabanlı olarak kurgulanmış oldukça keyifli seçeneklerin haricinde, tüm karakterlerin birbirini avlamaya çalıştığı seçenekler oldukça heyecanlı geçiyor. Senaryoya göre Abstergo’nun yetiştirdiği suikastçılar Animus’un içinde eğitiliyorlar ve Abstergo sıralamasında basamak atlamaya çalışıyorlar. Seçeneklerin içinde en keyiflisi sekiz suikastçının birbirini avlamaya çalıştığı bölüm. Sürekli ensenizde bir nefes gibi kendi ölümünüzü bekliyorsunuz ama bir yandan da avınızı bulmaya çalışıyorsunuz. Aynı anda hem av hem de avcısınız kısacası. Son zamanlarda denediğimiz çok oyunculu seçenekler arasında en gergini ve en eğlencelilerinden biriydi.

YAŞLANAN SUİKASTÇI
Assassin’s Creed: Revelations ile birlikte Ezio’nun öyküsü de sona ermiş bulunuyor. Oyunun sonunu uzun bir süre aklınızdan çıkaramayacağınıza eminiz. Assassin’s Creed, bir oyunun açık uçlu oluşunun, hikaye tabanlı olamayacağını iddia edenlere verilecek en sağlam cevaplardan biri. Eğer serinin takipçisiyseniz Revelations’ı alıp oynamanız zaten kaçınılmaz ancak eğer seride henüz eksikleriniz varsa, öncelikli olarak onları tamamlamanızı tavsiye ediyoruz. Yoksa modern oyun dünyasının bu köşe taşından mahrum kalabilirsiniz.

Assassin’s Creed: Revelations

► GİRİŞ
► DETAYLAR
► PUANLAMA

Devamını oku »

31
Ocak

Saints Row: The Third incelemesi

Yazan: admin  |  Kategori: Oyun  |  Okunma: 28 views

Saints Row: The Third incelemesi

Oyun dünyasını kökünden değiştiren açık uçlu oyunlar, markası ne olursa olsun hep ilgi çekti bugüne kadar. Önceleri sadece Xbox 360 platformu için düşünülen Saints Row da bu duruma bir istisna değildi. Her ne kadar oyun GTA kalitesinde olmasa da Just Cause seviyesine de düşmeyerek belli bir kaliteyi tutturmuştu. İlk oyun hatırı sayılır bir başarı yakalayınca yapımcılar oyunu seri haline getirmeye karar verdi. İlk iki oyun Saints adlı çetenin Stilwater şehrinde diğer çetelerle olan mücadelesini anlatıyordu. Fakat bu kez ilk iki oyundan çok daha farklı bir durum var karşımızda. İkinci oyunu oynamış olanlar hatırlayacaklardır, oyunun sonunda Saints çetesi Stilwater’daki tüm rakip çeteleri alt edip rahata eriyordu. Serinin bu üçüncü oyununda işler biraz değişik. Eskiden bir kenar mahalle çetesi olan Saints artık bir medya devi olmuş durumda. Çete üyelerinin başrolde oynayacağı bir sinema filmi yolda. Sadece bu kadar da değil, enerji içeceğinden tutun çeşit çeşit oyuncağa kadar Saints eşyaları mağazaları süsler olmuş. Saints üyeleri sokakta yürürken millet imza için sıraya giriyor. Sizin anlayacağınız Saints artık eski Saints değil. İşte böyle bir ortamda açılıyor oyun.

BİR AN BİLE DURAKSAMAYIN
Ve oyunun açılışı şimdiye dek gördüğümüz en hareketli ve canlı girişlerden birine sahne oluyor. Eh, ne de olsa Saints bir suç örgütü ve formda kalmaları gerek öyle değil mi? Oyun müthiş bir banka soygunuyla açılıyor. Adamlarımız Stilwater’da bir bankaya dalıyorlar ancak -belki de tarihte ilk kez- banka çalışanları da hafif otomatik tüfeklerle bizimkilere karşılık veriyorlar. İşler fena halde karışıyor ancak bizimkilerin aklında farklı planlar var. Bankanın çatısından bir helikopterle vinç indirip bankanın kasasını olduğu gibi yerinden söküyorlar fakat şehrin ne kadar polisi varsa bizimkilerin başına üşüşüyor bir kere. Ardından kaçınılmaz son geliyor ve kendilerini hapiste buluyorlar. Bu nefes nefese giriş oyun hakkında bize ilginç fikirler vermiş oluyor ancak şu kadarını söyleyelim: Saints Row’da kesinlikle bir sınır yok çünkü serinin bu bölümü aklınıza gelebilecek en uçuk oyunlardan biri olmuş. Giriş sekansının ardından bir karakter yaratma ekranı karşılıyor bizi. Oyunda hiçbir sınır olmadığı zaten bu bölümden belli ediyor kendini. Aklınıza gelebilecek en uçuk karakteri tasarlayabiliyorsunuz. Mesela, yün bir ayıcık kostümüyle gezen sakallı ama sarışın bir kadın karakter mi yaratmak istiyorsunuz? Yapabilirsiniz. Hatta isterseniz bütün oyunu baştan sona bir zombi olarak da oynayabilirsiniz. Biz oynarken süper karizmatik ve atletik bir karakter tasarladık ama sesini çok ince yaptık. Adam ağzını her açtığında gülme krizlerine tutulduk tabii… Saints Row bu anlamda oldukça eşsiz bir oyun. Karakterinizi yarattıktan sonra oyun kaldığı yerden devam ediyor. Eh, bizim ekip hapse girince yine bazı çeteler çıkmaya başlıyor bizim tahtımıza oturmak için. Buna izin verecek değiliz. Önceki oyunlarda üç farklı çetenin farklı hikayeleri vardı ancak tümü de aynı sona bağlanıyordu. Bu kez, geliştiriciler biraz daha farklı bir yapı kurgulamış. Oyundaki görevler farklı yollardan yapılabiliyor ve oyun boyunca verdiğiniz kararlar, görevleri yapış şekilleriniz oyunun sonunu direkt etkiliyor. Görev yapıları oldukça değişik. Daha önce GTA türünde herhangi bir oyun oynadıysanız, bu oyuna da çabuk adapte olacaksınız demektir. Fakat daha önce de belirttiğimiz gibi ortada fevkalade uçuk bir durum var. Mesela, bir görevde elinize “insan topu” adlı bir araç geçiyor. Bu cihaz, arkasında insan fırlatan bir topa sahip kamyonet. İçine bir insan koyup etrafa ateş edebiliyorsunuz. Bu ve bunun gibi detaylar oyunu farklı kılmaya yetiyor da artıyor. Aksiyonda kesinlikle hiçbir sınır yok. Görev yapıları da epeyce farklı ve çeşitlilik sunuyor, bu nedenle oyun boyunca sıkılacak zamanı pek bulamıyorsunuz.

KARAR ANI
Az önce oyun boyunca verdiğiniz kararların oyunun sonunu etkilediğini söylemiştik. Bazı görevlerin sonunda karar vermeniz gerekebiliyor. Mesela, bir görev fahişelerle dolu bir teknede geçiyor. Görevin sonunda ister o tekneyi yolcularıyla birlikte batırıyor, isterseniz hepsini rehin alabiliyorsunuz. Karar size kalmış ancak bu kararların direkt olarak oyunun sonuna etki edeceğini bilin. Hatta görevin sonunda fahişeleri direkt Saints binasına göndermeyi seçerek elemanlarınızın moralini yükseltebiliyorsunuz. Bir diğer bölümde, şehirdeki gökdelenlerden birini yerle bir etmiştik. Bunun sonucunda şehrin görünümü değişti ve sokaktaki insanların bize verdiği tepkiler farklılaştı. İnsanlar daha fazla korkar oldu bizden. Kısacası, görevleri yapma şekliniz oyunun gidişatını ve sonunu tamamen etkiliyor. Bu nedenle görevleri yaparken gaza gelip ortalığı dağıtmak yerine daha sakin davranıp etraftaki insanların gönlünü de kazanabilirsiniz. Açıkçası biz ortalığı dağıtmayı seçtik hep.

İKİ ELİN SESİ VAR
Ama bu ne eğlencedir böyle? Oyunu tek kişi oynayarak bitirdik ancak yanımıza bir arkadaşımızı aldığımız andan itibaren olay bambaşka bir boyuta geldi. Araç çalmak ve iki kişi elde silahlarla şehri birbirine katmak hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı. Zaten her oyuncu görevleri bitirdikçe para ve seviye puanı kazanıyor. Aynı puanları bir arkadaşınızla birlikte oynarken de kazanabiliyorsunuz. Bu nedenle oyun kesintiye uğramıyor. Evet, oyunda basit bir de seviye atlama sistemi var. Siz görevleri yaptıkça oyun sizi tecrübe puanıyla ödüllendiriyor ve giderek daha güçlü bir karaktere sahip oluyorsunuz. Siz tecrübe kazandıkça karakteriniz daha iyi ateş ediyor, daha hızlı hareket ediyor ve daha zor ölüyor.

BİZ KEYFİMİZE BAKALIM
Son zamanlarda adet olduğu üzere oyunu tamamen co-op olarak da oynayabiliyorsunuz tabii ki. Peki, oyunun hiç eksi yanı yok mu? Elbette var fakat bunlar genel oyun keyfini baltalayacak şeyler değil. Ancak oyundan bir GTA kalitesi ve gerçekliği beklememelisiniz. Saints Row eğlence için ciddiyetten ödün veren bir oyun. Bu nedenle öyle müthiş dramatik anlar kesinlikle beklemeyin. Oyunun bazı yerlerinde küçük küçük grafik hatalarına da rastladık ancak dediğimiz gibi öyle çok önemli şeyler değil. Bütün bunların yanında Saints Row: The Third kendine bir rol çizmiş, bir karakter yaratmış ve onu da gayet iyi bir şekilde oynamış. 18 yaşın üzerindeki tüm oyunculara tavsiye edebileceğimiz, vasatın en az iki gömlek üzeri, sıkı bir aksiyon oyunu.

Saints Row: The Third

► GİRİŞ
► DETAYLAR
► PUANLAMA

Devamını oku »

11
Ocak

Mahjong Klasik

Yazan: admin  |  Kategori: Oyun  |  Okunma: 183 views

Mahjong Klasik

Zeka, Masa Oyunları, Mahjong, mahjonggames4all, mahjong classic, mahjong klasik, zeka, masa oyunlari, Mahjong, taslar, ciftini bulmaca, esle, esini bul

Devamını oku »

11
Ocak

Youda Farmer 3 – Sezon

Yazan: admin  |  Kategori: Oyun  |  Okunma: 73 views

Youda Farmer 3 - Sezon

Zeka, İşletme, Çiftçi ve Bahçe, YoudaGames, youda farmer 3 seasons, management, Farm, Animals, buy, sell, corn, Puzzle, zeka, isletme, ciftci ve bahce, ciftlik

Devamını oku »

internetsitesilinkleri.com